Sosyal Fobi için Çözüm Düzenli Spor

Günümüzde sosyal yaşam ve iş hayatının akışında insanlar arasında yoğun bir etkileşim oluyor. Ancak sosyal fobi rahatsızlığı olan insanlarda bu durum önemli bir sorun haline gelebiliyor.

Hızla akıp giden günlük rutin içinde pek çok insan; yeni kişilerle tanışmak, grup etkinliklerinde bulunmak, toplantılara katılmak, yeni projeler ortaya koymak ve sunumlar yapmak durumunda kalıyor. Fakat bu durum sosyal fobisi olan insanlar için kabusa dönüşebiliyor.

Sosyal fobi; hata yapma, küçük düşme, rezil olma, utanç duyma, aşağılanma, reddedilme korkusu nedeniyle, çeşitli toplumsal performans gerektiren durumlarda yaşanan sosyal kaygı bozukluğuna denilmektedir.

SOSYAL FOBİ GÜNLÜK YAŞAMI OLUMSUZ ETKİLEYEBİLİYOR

Günlük yaşamda sosyal fobisi olan kişi; kendi görünümünün ya da sunumunun diğer insanlar tarafından beğenilmeyeceğini, onların önünde rezil olacağını ve utanç duyacağını düşünür. Bu düşünceler kaygıyı artırır ve sempatik sinir sistemi aktif hale gelerek, kaygının vücutta yarattığı bedensel etkiler ortaya çıkar.

ÇOCUKLUKTAN İTİBAREN BAŞLAYABİLEN BİR PROBLEM

Sosyal fobi hastaları, çocukluklarından itibaren özellikle tehdit unsuru olarak gördükleri durumlarla baş etmek için bazı yöntemler geliştirir. Küçük yaşta sınıfta arka sıralarda oturmaya ve kendisine özellikle sorulmadıkça cevap vermemeye çalışmak bunlardan bazılarıdır. Yeni ve yabancı ortamlarda kaygısı artığı için, yalnız ya da tanıdığı kişiler ile kısıtlı aktivitelerde bulunur. Çok iyi yapmış olsa bile kaygısı nedeniyle ürettiği ödev ve projeleri sunmaktan çekinir.

DÜZENLİ SPOR İLE SOSYAL FOBİ YENİLEBİLİR

Sosyal fobi ile ilgili şikayetler fark edildiğinde tedavi için başvurulmalıdır. Çünkü sosyal fobi, doğru tedaviyle tamamen iyileştirilebilir bir rahatsızlıktır.

Sosyal fobinin tetikleyicisi olan ruhsal ve fiziksel stresle baş etmek için kişiler, fiziksel aktivitelerde bulunmalı ve spor yapmalıdır. Nefes egzersizleri, gevşeme teknikleri, yoga gibi anksiyete azaltıcı yöntemleri öğrenmek ve uygulamak sürece yardımcı olabilir.

Çay, kahve ya da kolalı içecekler gibi uyarıcı maddelerin aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır. Bağımlılığa yol açabileceği için alkollü içeceklerden ya da kontrolsüz sakinleştirici tarzda ilaç kullanımından uzak durulmalıdır.

Kaynak: Uzm. Dr. Nehir KÜRKLÜ / Memorial Hastaneleri